“İlişkilerde yaralanır, ilişkilerde iyileşiriz.”
Kırklı yaşlarında Sam, kız kardeşinin hastalığı nedeniyle doğduğu ve büyüdüğü yere dönmüş. Kardeşini kaybettikten sonra yasın içinden geçerken kendisine ve ilişkilere güveni yeniden keşfediyor. Kardeşiyle ve ailesiyle ilişkileri sallantıda. Romantik bir ilişkisi yok; iş hayatı da bir türlü yerine oturmamış. Geç kalmışlık ve yapamama hissi dizinin atmosferine siniyor. Etrafındaki herkesin hayatı ilerlerken Sam yerinde sayıyor, hayatta kendine bir yer bulamıyor.
Sam ilişkilere güvenmiyor; zırhlarıyla var oluyor ve yasın ağırlığını taşıyor. Ama dizi bunların hiçbirini büyük ve dramatik bir şekilde anlatmıyor. Aksine, dokunaklı ve ince bir yerden işliyor. Yas, güvensizlik, kırılmalar… Hepsi hayatın içinde akıyor ve karşıtları da orada bir yerde.
Sam yavaş yavaş kabuğundan çıkıyor. Özellikle müzik ve kurduğu bağlar aracılığıyla kendini yeniden keşfediyor. Güvenmeyi, yakınlığı ve sevilebilir olduğunu öğreniyor. Önce bir arkadaşlıkta, sonra seçilmiş bir aile içinde, kız kardeşiyle ve sonunda romantik bir ilişkide güvenli yakınlığın mümkün olduğunu keşfediyor.
Dizinin çok sade bir anlatımı var, temas etmeyi mümkün kılıyor.

Bir yanıt yazın